Yaban Gülüm's profileYABAN GÜLÜMPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 30

    Gönlünüzün frekansı nereye ayarlı?...

    Gönül frekansım ilk seninle mana buldu Ey Tevhidi Kelamım.
    La ilahe illallah diyen yer ve gök ehli Hakka hep bu gönülden seslendi ardın sıra
    Benliğime açılmaz kilitler vurdum gelişinle, yokluklarda dolaşan biçareler olmamak adına
    Kaybedişlerin yaşandığı deryalarda boğulmadıysam eğer bugün
    Senin zikrinledir, Rahmanı yanımda hissetmem en çaresiz kalınan zamanda
    Dilimde gonca olup, kalbimde güle dönen ey emanet sözüm
    Nurunla arındır tüm yakında olup, uzaklarda kendilerini sananları
    Ve şahadetin şerbetini kanarak yudumlarken, ilk sen gel öp hasretle dudaklarımı
    Ömür sabahının ufkunda bırakıldığın yüreklerimizdeki bereketini
    Tan ağarışındaki çiğ tanesinin rahmeti kadar serin ve derin kıl her daim.
    Ey dilden ilk dökülen name, en son da sen uğurla Sevgiliye bizleri.

    Gönül frekansım şükrün eda edildiği iklimlerde sana yöneldi Ey Namazım
    Bir öğlenin yakıcı güneşini hisseden tenim gibi hissettim seni
    Nefsimle baş başa kaldığım mücadelemin en kavurucu noktasında
    Kıyamda sana verdiğim sözlerin ağırlığı sardı bedenimin üst yanını
    Bir bir rûkuda boynumu büktü yalan dünyanın mahcup bırakan yanları
    Ve secdeye varmak istedim koşarcasına af kapıları yüzlere kapanmadan
    Hep bir umutla selam gönderdim sana, kapına fikir, zikir ve şükür güllerini bırakarak
    Bir tek bu frekanstan gönderdim sana dualarımı ve çaresiz haykırışlarımı
    Bedenimi ve ruhumu çıkmaz sokaklara sürükleyen günahlarımla başa çıkmak adına
    Ve yalnız seccademin nuruyla aydınlata bilirdim, yüreğimin karanlıkta kalmış yollarını
    Ey Rahmanla buluşturan, baharımda tuttuğun ellerimi, sonbaharımda takatsiz kalıp bırakma

    Gönül frekansım arınmaya en muhtaç bir ayda sana yöneldi Ey Orucum
    Yoklukta sabretmeyi ve varlıkta şükretmeyi öğrettin her saniyenle birlikte
    Nefsimin doyumsuzluklarına setler inşa edip, günah girdaplarından korudun her zerremi
    Ruhumu özgür bıraktım ayaklara takılacak bir taş kalmayan Hakkın yollarında
    Hoşgörü yağmurlarıyla dolan kör kuyulara hapsettim benliğimi arınması adına
    Aç ve susuz aştım sabır çöllerini dua güneşinin aydınlığından güç alarak
    Ve Teheccüdün enfesliğiyle hem hal olurken, sahurun nuru aydınlattı bir anda gecemi
    İkindinin kızıllığıyla uğurlarken günü, iftarın bereketi anlamlı kıldı her rızk için şükür edilen hecemi
    Ömür hasatlarının yapıldığı şu mevsimin yağmurlarında ıslanmak doyasıya
    İstiğfar yıldızının ardın sıra dilek tutmak ve tövbe gök kuşağıyla günahlardan arınmak
    Koşabildiğince koşmak nefesler kesilinceye kadar af ovalarından Ezeli olana
    Ey diğer aylardan bin kat daha hayırlı olan, arınmama vesile ol ve kurtar beni çıkmazlardan

    Gönül frekansım paylaşmanın hazzını zerrelerinde hissettiği bir anda sana yöneldi Ey Zekâtım
    Bolluğun ihtişamından kendinden geçip benciliğin caddelerinde koşan gönlümü
    Yokluğun kol gezdiği sokaklarda dolaşanlarla komşu kılansın sen
    İkram etmenin bereketini her daim haneme doldurup yüreğimi coşturansın
    Samimiyetin gölgesinde verdikçe hiç azalmayıp, bilakis arttıkça artansın
    Sen insanları servette bir tutup, takvada birbirinden ayırıp üstün kılansın
    Yokluktan sararmış simaları, paylaşmanın bereketiyle yeniden canlandıransın
    Adaleti gönüllere Nev baharda bir tohumla ekip, hazanda kucak dolusu olarak toplattıransın
    Dünya sermayemizin bereketi, ahiret azığımızın en lezzetli lokmasısın sen
    Yalnızlığı silensin üzerimizden paylaştıkça kardeşliği perçinleyen bir dokunuşsun yüreklerimize
    Ey Emanet olunan, emanet verileceğin gönüllere girmeyi bizlere de vesile kıl

    Gönül frekansım hasretin ve vuslatın ufkunda sana yöneldi Ey Haccım
    Yıllarca özlemini yüreğimde büyüttüğüm sevdalının iklimine koştuğum vakitsin
    Gurbetin bağrında yetiştirdiğim, susuzlukta bile soldurmadığım gülümün diyarına uzanan bir sabah
    Hicretinle Mekke de hüzünlü bir geceyi yudumladığım, Medine de aydınlık bir mehtaba gözlerimi açtığım ansın
    İhrama bürünürken bütün dünyalıkların üzerimden akıp gitmesine vesile olansın
    Şimdi Arafat’ı şahit tutuyorum asırlardır senin için büyüttüğüm sevdama
    Umutla koşuyorum Merve ve Safa arasını Hacer misali hiç yorgunluk nedir bilmeden
    Ve hayranca dalıyor gözlerim kâinattaki yeşillerin en mukaddesine bürünmüş hanene Ve kendimi ilk kez bu kadar berrak görüyorum ravzandaki mermerlere bakıp bakıp kaybolurken
    Zemzem kuyusuna akıtıyorum şimdi gözyaşlarımı sevdanla yudumlayanların duasında olmak ümidiyle
    Ey sevgili şimdi kabul eder misin ikliminden çok uzaklarda yetişmiş
    Boynunun büküklüğüne aldırmadan mevsiminde gül olmak isteyen bu garip goncayı

    Gönül frekansım daima sana dönüktür YA ERHAMER RAHİMİN
    Sen ki, bu bedene can, bu ruha ilham olansın
    Sen ki, şah damarından yakın olan, her nefeste zikirle anılansın
    Sen ki, fikirlerimize varlığınla yön bulduran, nimetlerine karşı sonsuz şükre layık olansın
    Sen ki, varlığımın tek sahibi, ruhlarımızın ezeli ve ebedi hükümdarısın
    Sen ki, yaratılanlar âdetince hamdu senayla anılacak olansın
    Ey RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH’ım sana sesleniyorum şimdi
    Beşi birbirinden mukaddes taşla ördüğüm ve İslam’ın nuruyla yükselttiğim kalemden
    Bilirim ki, bu gönül frekansımın tek dinleyenisin ve dilediğimi esirgemeden ikram edensin
    Hamd sanadır, Ey Âlemlerin yegâne sahibi, Ey varlığıyla zerreleri kuşatan Rabbim
    Bu garip gönüllerin her daim dinleyici ol ve bizi senin varlığını duyanlardan ve bu sese ses verenlerden eyle…

    Hamd olsun Rabbim bu aciz sözlerimle seni anmama izin verdiğin için…
    Gönlümün frekansını sana yönlendirdiğin için…

    İLKNUR DOĞANAY 

    Comments (4)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    ahmed akwrote:


    ''Duanız Olmasa Ne Öneminiz Var'' (Furkan 77)

    Dua edenin, 'Rabbim' demesi,Allahın 'efendim' demesinin ta kendisidir...
    Birisi her gece kalkıp Allahı anıyor, O'na duaediyordu..
    Şeytan ona dedi: Ey Allahı çok anan kişi !Bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı?Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?

    Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu. Rüyasında ona şöyle dendi: Kendine gel uyan!Niye duayı, zikri bıraktın?
    Neden usandın? Adam: Buyur diye bir cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum dedi.

    Bunun üzerine dendi ki ona: Senin Allah demen, O'nun buyur demesi sayesindedir... Senin yalvarışın, Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır...Senin çabaların, çareler araman, Allah'ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir... Senin korkun, sevgin, ümidin Allah'ın lutfununkemendidir... Senin her Ya Rabbî demenin altında, Allah'ın buyurdemesi vardır...

    Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır... Çünkü Ya Rabbî demeye izin yok ona... Ağzında da kilit var, dilinde de... Zarara uğradığı zaman, ağlayıp, sızlamasın diye Allah ona dert, sızı, gam, keder vermedi... Bununla anla ki, Allah'a dua etmeni, O'nu çağırmanı sağlayan dert, Dünya saltanatından daha iyidir...

    Dertsiz dua soğuktur.Dertliyken yapılan dua gönülden kopar...
    Mesnevi
    selam ve dua ile nur ablam hak razı olsun inşallah

    Oct. 31
    ahmed akwrote:


    Yenilen kullarını yenileyen Sensin.

    Beni affet Allahım, tut elimi, bak yüzüme, gözyaşlarımı sil, bu kalbimi Sana yakınlaştır, ilahî muhabbet ve mehafet hisleriyle temizle, donat. Ne olur Rabbim günahlarımı bağışla, bu ağır kirden arındır ruhumu, bu dayanılmaz çaresizlikten rahmetinin refahına erdir


    Gözyaşlarını silen, ölü ruhlara yeniden can veren bir tek Sensin…

    Mürebbim Sen, ilham kaynağım Sensin…

    Rabbim beni bu bataklıktan, Sensizliğin karanlığından merhametinin aydınlığına çıkar..

    Yenilen kullarını yenileyen Sensin.

    Ne olur lûtfet, ne olur yardım et!..
    Selam ve dua ile nur ablam selametle inşallah
    Oct. 7
    ahmed akwrote:
    Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb’im.

    Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim “cız” etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum. Ayak diredim, “az sonra kılsam da olur!” dedim. “Az sonra”larım “çok sonralar”a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım.

    Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.

    Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım. Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. “Beni bana bırak!”larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım.

    Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim. Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda, “emrolunduğum gibi dosdoğru olma”nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. “Sırası değil!”di; “hele dur; sonra da olur!”du. En Sevgili’ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.
    Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte. Fısıldaması bile acı veriyor ya… Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre,heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, “bitmez şimdi bu namaz!” dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.

    Bir Sen duydun beni ey Rabb’im. Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin.

    Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı… “Aradan çıkarmaya çalıştığım” oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir “sorun”du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzurunaaldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda “aferinler” fısıldadın gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu. Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın. Utandırmadın.Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb’im. Kimselere söylemedin. Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam. Ben işte böyleyim; yine “bana ait”lerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?

    selam ve dua ile nur ablam Allah c.c. razı olsun inşallah
    Sept. 30
    Bilirim ki, bu gönül frekansımın tek dinleyenisin ve dilediğimi esirgemeden ikram edensin
    Hamd sanadır, Ey Âlemlerin yegâne sahibi, Ey varlığıyla zerreleri kuşatan Rabbim
    Bu garip gönüllerin her daim dinleyici ol ve bizi senin varlığını duyanlardan ve bu sese ses verenlerden eyle…

    Hamd olsun Rabbim bu aciz sözlerimle seni anmama izin verdiğin için…
    Gönlümün frekansını sana yönlendirdiğin için…

    Allah razı olsun canım cann emeğine sağlık.Rabbim kendinden başka yön aratmasın inşaALLAH selam ve dua ile selametle kal ablasının inci tanesii...
    Sept. 30

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://goncagulum26gul.spaces.live.com/blog/cns!2933E293EFE0E36A!8340.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None